Pandoranın Kutusu Açıldı

Pandoranın Kutusu Açıldı
Pandoranın kutusu açıldı, ok yaydan çıktı! Cemaatle, Ak Parti geri dönüşü zor bir savaş sürecine girmiş oldu. Aylardır dipten sessiz sedasız giden Cemaat  ve  İktidar çekişmesi son nokta olarak '' Yolsuzluk ve Rüşvet '' Operasyonları adı altında Bakan çocukları, iktidara yakın politikacı ve iş adamlarına baskınlar noktasına kadar geldi.  Peki  bu yaşanılanlar neyi nesi? Olaylar bu noktaya neden ve nasıl geldi?

Aslında geçmişteki yazılarıma bakıldığında olayların bu noktalara neden geldiğini ve sürecin bu şekilde işleyeceğini yorumlamaya çalışmıştım. Lakin son baskınların gündemde bomba etkisi yaratması nedeniyle süreci tekrar işleme gereği duydum. 

Ak Parti, Gülen Cemaati arasındaki gerilimi sanırım bilmeyen duymayan kalmamıştır. Olayların ilk vuku bulduğu konu MİT Başkanı Hakan Fidan konusudur. Cemaat son yıllarda devlet içinde güçlü bir şekilde teşkilatlanmış bunlara ek olarak Mit daire başkanlığını da talep etmişlerdir.  Çünkü MİT Türkiye'nin beyni diyebileceğimiz büyük bir öneme haizdir. Bu vesileyle de çok büyük önem taşımaktadır. MİT’e Hakan Fidan isminin atanması camia üzerinde hazımsızlık yarattı. Buna karşılık olarak MİT'in PKK ile yapmış olduğu OSLO görüşmeleri basına servis edildi ve iktidar köşeye sıkıştırılmak istendi. Bu girişim Başbakanı çok kaygılandırdı. Çünkü Cemaat gereğinden fazla Devlet içinde devletleşiyor ve gücüne güç katıyordu. Bu gücün ilerleyen süreçte Ak Parti iktidarı aleyhinde tehlike oluşturabileceğini düşünüyordu. 
 
Gezi olayları bu gerilimin ikinci perdesi oldu.  Ak Parti iktidarı gezi olaylarının müsebbibi olarak Cemaate bağlı emniyet mensupları olduğunu işaret ederek bunu açıklama yoluyla da alenen deklare etti. Bu, şu demek oluyordu;  Başbakana göre Camia bu Gezi parkı olaylarıyla iktidarı yıpratmak daha ötesi hükumeti düşürme gayretine düşmüş oluyordu. 

Başbakan Cemaat yapısının çok aşırı bir güce sahip olduğunu ve ilerleyen dönemlerde kendisi için sorun teşkil edebileceğinin farkına varmış olacak ki;  dershaneleri kapatma hamlesini öne sürdü. Başbakan bu çıkışla hem Cemaatin sermaye gücünü zayıflatmak, hem öğrenci evlerindeki İdeolojik Cemaat kültürüyle yetişen yapılanmaların önüne geçmek, aynı zamanda buradan yetişerek devlet içerisindeki önemli noktalara gelen eğitimli kadroları, uzantıları kesmek istemiştir. Kısacası amaç bir taşla bir kaç kuşu birden vurmaktır. Olay ifade edildiği tarzda eğitim ve öğretimde dönüştürme operasyonu değildi. Tamamen Fethullah Gülen yapılanmasına bir darbeydi. 

Bu gelişme Cemaatin sindirebileceği kayıtsız kalabileceği bir durum değildi. Kısasa kısas ilan edilmiş ve karşılık verilmesi farz olmuştu. Cemaat İktidara gücünü göstermek, mesaj verebilmek adına karşı salvo üreterek '' Yolsuzluk ve Rüşvet '' Operasyonunu öne sürdü. Bu çıkışla ne denli güç ve kudret sahibi olduğunu hissettirdi. Öyle ki istediği an devletin en yetkili en etkili kademelerinde bulunan insanların siyasi kaderlerinin kendi ellerinde olduğunu göstermiş oldu. Şahsım olarak bu operasyonla Cemaatin ne denli devasa bir güç olduğunu bir kez daha anladım. Çünkü bu yapılan güçsüz ve çapsız bir oluşumun yapabileceği bir şey değildir. 

Ak Parti buna çok hazırlıksız yakalanmış olacak ki bu işin üzerine gitmeye hatalar yaparak başladı. Baskınları yürüten polisleri görevden alarak çok büyük bir yanlışa imza attı. Bu durum kamuoyunda soruşturmanın karartılacağı algısını yarattı. Keza dosyayı yürüten Savcılara iki savcı daha eklenmek istemesi tamamen yanlıştır. Bu herkesçe davanın seyrinin değişeceği ve iktidarın isteği doğrultusunda şekillendireceğinden başka bir şey düşündürmemiştir. Savcıları görevden almak çok büyük bir infial yaratacağı için davaya savcı atamak daha akıllıca gelmiştir.  Lakin bu şark kurnazlığından başka bir şey değildir. Başbakanın her fırsatta '' Türkiye'de artık üstünlerin hukuku yok, hukukun üstünlüğü vardır '' cümlesi hatırlatılmalı çünkü yapılmak istenen bu hadiseyle çok ters orantıdadır. 

Bana kalırsa bir şeyleri düzeltmek için çok geç kalınmıştır. İstedikleri kadar Cemaati tasfiye etsinler nafile çaba olacaktır. Bence buna benzer birçok olumsuz ve nahoş dosyalar, belgeler, kasetler arşivde yerini almıştır. Bu operasyonu yapan kesimler Emniyet mensuplarının, adli erklerin görevlerinden el çektirileceğini bilmeyecek kadar toy değildir. Öyle zannediyorum ki Başbakanın tavrına göre medya ve sanal ortam yoluyla servisler devam edecektir. Bu sadece bir dosyanın akıbetidir; buna benzer birçok dosya, belge olduğu kanaatini taşıyorum. Maalesef çok muhabbet tez ayrılık getirdi. Cemaatle, Ak Parti dostluğu buraya kadardı ve bitti. Artık eskiye dönüş çok zordur. Ümit ediyor ve diliyorum ki bu süreç halkımızın selameti açısından sıkıntı oluşturmaz zira ekonomide dalgalanmalar şimdiden başlamış durumda. Yine filler tepişir çimler ezilirse çimlere yazık olur fillere olacak bir şey yok...
Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar

ÖNE ÇIKAN GALERİLER

ÖNE ÇIKAN VİDEOLAR

Elazığ Fm 23, Radyo Hazar ve Radyo Kulüp dinle!

EDİTÖR SEÇİMİ

SON DAKİKA

Haber Scripti: Medya İnternet | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom