Geldi bir seçim daha, kaybeden Elazığ olmaya...

Geldi bir seçim daha, kaybeden Elazığ olmaya...
Hayırlı olsun!
 
Tahminlerin yürütüldüğü, hararetli tartışmaların yaşandığı, siyaset bilimcilerinin hortladığı, ‘ben başbakan olsaydım’ diyenlerin sahalara indiği bir seçim sathi mailine daha girmiş bulunmaktayız.
 
Toplumuzun her kesiminden görüş ayrılıkların yaşandığı yerel seçimler öncesinde insanların bir birlerine siyaseten bakış açıları git gide farklı ve saldırgan bir tutuma doğru sürüklediği bir seçim arifesine!
 
Öyle ki aynı evde yaşayan, aynı hassasiyetleri taşıyan aile fertleri bile birbirlerinden farklı görüşleri savunur ve bu konuda ciddi tartışmaları yapar hale gelmiş durumda.
 
Gittiğim her yerde insanların, ‘hangi partiye oy vereceksin?’, ‘Kesin sen falanca adamın adamısın’, ‘utanmıyor musun o kişiyi savunmaya?’ gibi toplumun her kademesinde, kavgaya açık, insanların demokratik görüşlerine saygı göstermeyen içi çoğu zaman boş cümleler sarf edildiğine şahit oluyorum. 
 
Maalesef üzülerek belirtmek isterim ki; bu sözlerin birçoğunun muhatabı yıllarca arkadaşlık kurmuş ya da kan bağı olan kişilerin birbirlerine en minimal düzeyde kullandıkları tartışma cümleleri. 
 
Belki geçmişte de yaşanıyordu bu tarz tartışmalar fakat 17 Aralık operasyonu sonrası insanların üslupları siyaset kurumlarında yaşanan tartışmalara göre pik yapıyor, farklı bir hal alıyor. 
 
Saygı ekseriyetinde tahammül sınırımız kalmamış durumda.  
 
Hükümete destek verenin durumu ‘rüşvetçi’, muhalefete destek verenin durumu,  ya ‘kafatasçı’ ya da ‘solcu’ halini aldı maalesef. 
 
Tabi birde cemaate saflarında yer alıp oy verecek parti bulamayanın hali var ki onu hiç söylemek istemiyorum. 
 
Galiba ‘arafta kalmak’ tabiri siyasette cemaate söylenecek en mantıklı ifade olacaktır. Konumuz cemaat değil, vatandaşın üzerindeki psikolojik baskı! O yüzden bu konu üzerinde çok fazla durmanın da anlamı yok.
 
30 Mart’a az bir süre kala, bizim yapmamız gereken Elazığ’ın kazanması için ‘hangi başkan adayın nasıl bir projesi var’ ve mevcut adayların başkanlık yapıp yapamayacağı konularını tartışmak. 
 
Ankara’nın ya da ABD’nin doğu eyaletinin çıkarlarına göre hareket etmeye kalkarsak hem çok insanın kalbi, belki de kafası gözü kırılacak, hem de toplumda çok ciddi bir kutuplaşmanın önünü açılmış olacak. 
 
Sıkıntı sadece bunlarla da kalmayacak.  
 
Kaybeden yine Elazığ olacak. 
 
Benim buradan naçizane ve âcizane tavsiyem, yerel seçimlere az bir süre kala mevcut aday isimler üzerinde daha fazla kafa yormanız ve adayların mevcut başkanlık koltuğuna ehliyetlerini sorgulamanızdır. 
 
Lütfen, yapmayın!  Elazığ’ımıza bir 10 yıl daha kaybettirmeyin.  
 
Bazılarının ülkeyi kendi hesapları doğrultusunda kullanmasına da izin vermeyin; ama Elazığ’a da yazık etmeyin. Bu “a” partisi ya da “ b” partisi için söylenmiş cümleler değil, içinde yaşadığım şehrin daha güzel günler görmesi için içimden geçen cümlelerdir. 
 
Şimdi duyar gibi oldum bazı kendini entelektüel sanan büyüklerimin sözlerini.  
 
Aynen şu şekilde olur diye tahmin yürütüyorum; ‘ Yani biz rüşveti de mi konuşmayalım?’.  
 
Konuşun tabi, rüşveti de konuşun, ayakkabı kutusunu da, paraleli de; fakat seçimleri sabote etmek için insanları ayrıştırmayın.  
 
Gelişen bu çağda artık Elazığ’ın da isabetli tercih yapması noktasında biraz önayak olun. 
 
Başkasının kafasıyla iş yapmayın. 
 
Kendi kafanızı kullanın. 
 
Kullanın ki ‘hayırlı olsun’ diye başladığımız cümle ‘ hayırlısı buymuş ne yapalım?’ şeklinde sonlanmasın.  
Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar

ÖNE ÇIKAN GALERİLER

ÖNE ÇIKAN VİDEOLAR

Elazığ Fm 23, Radyo Hazar ve Radyo Kulüp dinle!

EDİTÖR SEÇİMİ

SON DAKİKA

Haber Scripti: Medya İnternet | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom