Kazanan Dostluk ve Spor Oldu

Kazanan Dostluk ve Spor Oldu
Bir hafta önce Fenerbaçeyi elinden kaçıran Elazığspor, Sivas’ta güçlü rakibi Sivasspor’u 3-1 le geçerek ligde kalma umutlarını güçlendirerek yoluna devam etti… Bu maçta kazanan her ne kadar Elazığspor olduysa da (aldığımız duyumlara göre) stadın atmosferi ve sahada ki her iki takımın da futbolu çirkinleştirmeden ortaya futbol adına koydukları güzel mücadele skorun önüne geçti…
 
Maçın büyük bölümü adeta bir tenis maçını andırır karşılıklı ataklarla ve bol pozisyonlarla geçti… Bu mücadeleden defansını çakılı oynatan önce güvenlik diyen Okan Buruk, akıllı stratejisiyle maçı koparmasını bilen hoca oldu… Carlos’un takımı, maçın büyük bölümünde organize ataklarla orta sahayı çabuk geçmesine ve hücumda çoğalmasına rağmen son vuruşlarda ki beceriksizliklerinden ve geriye dönüşte problem yaşadıklarından dolayı kalesinde 3 gol gören taraf oldu.
 
Elazığspor’a gelince başta İvesa’nın kaledeki güvenli duruşu ve pozisyonları iyi süzerek kalesine gelen toplara zamanında müdahalesi savunmamızı rahatlatan en önemli unsurdu… Oynadığı günden beri defansın adeta beyni olan hem stoper hem de libero özellikleriyle Vranjes ise, savunmayı derleyen toparlayan, yerinde ve zamanında ki müdahaleleri ve hücumu savunmadan başlatan isabetli paslarıyla takımın en önemli kazanımlarımızdan biri oldu ve takıma çok şeyler kattı, sahanın bence görünmez kahramanı oldu… Savunmamızı da çalışkan ama denge ve zamanlama problemi olan Sow ve Marvin ise bence takımımızın yumuşak karınlarıdır… İnşallah bu oyuncularımız da eksikliklerini bir an önce tamamlarlar ve takımın başına onarılmaz hatalarla iş açmazlar.
 
Orta alana gelince, haftalarca ve anlamsızca kulübeye çekilmesine rağmen profesyonelliğinden hiçbir şey kaybetmeyen… Bu yaştaki müthiş mücadelesi, sezgileri ilen profesyonel nasıl olunur, bir takıma nasıl katkı verilirin sahada dersini veren ve yabancı olduğu bir alanı yadırgamadan şikâyet etmeden haftalardır adeta resital veren Bilica’ya tek kelime ile şapka çıkarmak gerekir… Orta sahanın bir diğer kahramanı da, yine Bilica’ayla aynı kaderi paylaşan (Paylaşmak zorunda bırakılan) Gerçek bir diğer profesyonel de M. Nas oldu… Mehmet Nas’ta eğer bugün takım bu ritmi yakalamışsa, Takım bu noktaya gelmişse bunun en büyük Aktörlerinden ve emekçilerinden biridir ve onu da yürekten kutlamak gerekir… Devre arasında takıma katılan ve büyük beklentilerimiz olan Tello ise bu mücadeleye en az katkı sağlayan beklentilerin çok altında bir görüntü veren bir bir oyuncumuz olarak görülüyor, umudumuz onun da arkadaşlarının bu olağan üstü mücadelesine bir an önce katılması ve az futbolcuda olan özelliklerini bir an önce sahaya yansıtmasıdır… Takıma son zamanlarda önemli katkılar sağlayan ve son zamanlarda adeta kabuk değiştiren oyuncumuz Onur ise mücadeleci yapısı ve beklenenin üzerine çıkan performansıyla takımın bir başka önemli oyunsusu oldu, onu da kutlamak gerekir.
 
Hücum bölgemize gelince, Sezon başında ki hatalardan ve sistemden en fazla etkilenen ve gerçek kimliklerini ortaya koyamayan İki serdar ve Deniz Yılmaz bu gün takımı domine eden oyuncular oldular dahası da şu an ligin en iyi hücumcuları arasına girdiler… Bunlardan S. Gürler değişen oyun formatından sonra istediği topları alınca ne kadar yararlı bir oyuncu olduğunu sürati ve çabukluğuyla neler yapabileceğini sahada gösterirken son hamle eksiğini de tamamlama yolunda olduğunu Sivas maçında ki Denize yaptığı Alexvari asistle gösterdi ve vazgeçilmez olduğunun altını kalın çizgiyle çizerek bizlere gösterdi… Diğer bir Serdara gelince de Türk futbolunun yetenekli oyuncularından olan ve kendine yakışmayan bir düşüşle bankaysa da dahi yedek kalacak pozisyonlara düşen S. Özkan’ın adeta küllerinden doğarak yeni bir kimliğe kavuşması bir başka deyişle eski günlerine dönmesi de yine hem kendi için hem de takımımız için önemli kazanımıdır… O da kutlanması gerekenlerin başında gelen bir oyuncumuzdur.
 
Burada eğer özel bir parantez açılması gereken bir oyuncumuz varsa o da D. Yılmaz’dır… Oynadığı günden beri sahada ki mücadelesine söz söylenemeyen bir oyuncuydu Deniz, benim de mücadeleci ama fazla etkili bir oyuncu değil diye de eleştirdiğim bir oyuncuydu… Ama geldiğimiz bu noktada bir hücum oyuncusunun bir takıma neler katabileceğini sadece bize değil tüm futbol camiasına gösteren bir kimliğe büründüğünü söylemek abartı olmaz diye düşünüyorum şahsen… Fiziğini özellikle bileklerini bu kadar iyi kullanan bir oyuncu ender bulunur… Denizin oyuna katkısını sadece gol atmak olmadığını orta sahaya kadar gelerek top kazandığını ve takımı atağa kaldıran bir oyuncu olduğunu da görmek lazım… Özellikle Fenerbahçe maçında ki Onura asistini ve bu maçtaki yine Onur’a ve Serdar’a yaptığı asistleri hatırlamak bu oyuncunun bu özelliğini görme açısından örneklerdir… Bu maçtaki asistlerinin üzerine bir de şapka çıkarılacak bir gol atması bu oyuncunun değerinin bir başka örneğidir… İnşallah, Deniz bu performansını üstüne katarak devam ettirir hem Elazığspor kazanır hem de ülke futbolu Denizi kazanır.
 
Yukarda, oyuncu profillerinin bu yaşanan değişimden geldikleri noktayı ve bunun sonucunda da takım olma hikâyesinin bazı nedenlerini yazdık… Burada aslan payı ise, bu değişimi gerçekleştiren herkesin bu zor görevi üstlendiğinde GÜNAH KEÇİSİ olacağını düşündüğü Okan Buruk’un ortaya koyduğu performanstır… Okan Buruk’un bu başarıyı yakalamasında ki önemli faktörleri ise, futbolun mutfağından gelmesi, futbolun, futbolcunun dilinden anlaması ve bu yapıda henüz kirlenmemiş idealleri olan bir kimlik taşıması yanı sıra deneyime olan ihtiyacını da yanına bir beyaz saçlıyı sn İrfan Saraloğlu’nu alarak doğru bir ekip oluşturması olarak ana hatlarıyla sayabiliriz… Okan hoca ve ekibi bu onurlu mücadelelerini kazanır ya da kaybeder bunun önemi yoktur… Önemli olan doğru işler yaparak savaşmaktır, Okan hoca da bunu yapmaktadır ve şimdiden gönüllerin kazananı olmuştur.
 
Birileri çıkıp dün neler yazıyordunuz bu gün neler yazıyorsunuz diyebilir… Evet, dün bu takım iyi yönetilmiyor. Hem teknik anlamda hem de oyuncu seçimlerinde hata yapılıyor diyorduk ve doğru söylüyorduk ve doğru söylediğimizde bu gün ortaya çıkmıştır… Ama bu gün iyi işler yapılıyor bunu da sevinerek söylüyoruz ve bundan da gocunmuyoruz aksine seviniyoruz… Bizim işimiz olanı yorumlamak iyi olursa iyiyi, kötü olursa kötüyü yorumlarız bu da doğaldır… Bu başarı kötü deneyimleri yaşayarak ve kötü olandan vazgeçerek yakalanmıştır… Hatadan vazgeçmek erdemdir, her kim bunu yaparsa da erdemlidir ona da kimse bir şey demez aksine alkışlar… Önemli olan hata yapmak değil hatada ısrar etmemektir… Burada asıl eleştirilmesi gerekenler takımda yanlış işler yapılırken gözleri olupta görmeyen, sessiz kalan padişahım çok yaşacılardır… İnşallah geçmiş hatalarımızın bedelini ağır ödemeyiz ve ilerde daha doğru işler yaparız.
 
Başta oyuncularımızı, teknik heyeti ve yönetimi kutlar Kasımpaşa maçında başarılar dilerim.
Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar

ÖNE ÇIKAN GALERİLER

ÖNE ÇIKAN VİDEOLAR

Elazığ Fm 23, Radyo Hazar ve Radyo Kulüp dinle!

EDİTÖR SEÇİMİ

SON DAKİKA

Haber Scripti: Medya İnternet | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom