Gezi Parkı ve Lice Olayları

Gezi Parkı ve Lice Olayları

Gün geçmiyorki ülkemiz yeni gelişme ve eylemlerle yüzyüze gelmesin. Aylardır süren gezi parkı olayları devam ederken birde Lice olayları patlak verdi.

Bir takım çevreler bu iki olayı birbiriyle ilintili  göstermeye çalışsalarda, bana kalırsa bu iki olay birbirinden çok bağımsız farklı eğilim ve dengelerin tezahürüdür.

Gezi parkı olaylarına baktığımızda, Türkiye'de muhafazakar yapının hızla tırmanışı Atatürk'çülüğü tetikledi. Başta batıda olmak üzere, geniş bir Atatürk'çü kitleyi doğurdu.

Bu kitle muhafazakarlığı savunup kendine şiar edinen, Akparti hükumetini kendi ideolojilerine tehlike görüp, iktidarında zaman zaman özgürlüklere müdahalesini kaygı verici bularak, tepkisini gezi olaylarıyla dışa vurma noktasına geldi. Gezi olaylarına katılan insanların profiline bakıldığında, genel itibarla Sol yapıya mensup gruplar ve bu gruplara yakın marijinal bir takım gruplar dersek heralde çok yanlış olmaz. Bu kitlelerin en büyük ortak noktası ise hiç şüphesiz kendilerini Atatürk'çü olarak tanımlamalarıdır. Peki Akparti Atatürk'çü ve Sol yapı için hakikaten bir tehlikemidir? Bu grupların Akparti'yi kendilerine tehlike olarak görmelerinde haklı gerekçeleri varmıdır? Cumhuriyet sonrası herkesçe malumdurki, Ülkenin en önemli yönetim merkezleri ( Yök, yargı, tsk vs ) gibi erkler Chp zihniyetinin hegamonyasındındaydı. Bu mercilerin, Akparti iktidarıyla el değişmesi elbette bu camialar açısından hoşnutsuzluk yarattı. Güç dengelerinin değişmesi, Muhafazakar çevrelerle, Atatürk'çü kitlenin karşı karşıya gelmesine zemin hazırladı. Nitekim son gezi olayları vesilesiylede içsel tepkiler eyleme dönüştü. Şayet bu eylemlere, art niyetli çevre ve kitleler katılmamış olsaydı! Akparti hükumetini düşürmeye yönelik darbe girişimine dönüşmemiş olsaydı! Sırf Tayyip Erdoğan düşmanlığı için, ülkenin ikbalini dahi tehlikeye atma noktasına, bilinçli ve sistemli olarak getirilmeseydi! İktidarın şımarıkça tavırlarına karşı halk tepkisi noktasında kalsaydı, bende haklı bulur desteklerdim. Çünkü; Akparti, her fırsatta almış olduğu % 50 oyun arkasına sığınarak şımarık eğilimler içerisine girdi. Başbakan, nahoş üslubuyla hatalı çıkışlar yaptı. Açılım sürecinde, biz ne dersek, ne karar alırsak geçerli olan budur, tavrını takındı. Bu ve buna benzer durumlarda halkın tepkisini çekti. Birçok eksiği ve yanlışı burada sıralamak mümkün ama birazda Lice olaylarına değinmek istiyorum.

Lice olayları, devlet otoritesiyle yeni tanışan halkın tepkisidir. 80 yıldır terör olaylarıyla yüzyüze kalmış ve bu durumu menfaate, çıkara dönüştürmeyi becermiş bir takım insanların yeni oluşan devlet sistemine başkaldırısı olarak algılanmalıdır. Devlet ve iktidarlar malesef Cumhuriyet dönemi içerisinde Doğu ve Güneydoğuyu çok ihmal ettiler. Bölge halkı sadece Askeri müdahalelerle yüzgöz oldular. Bu ihmaller bölgede çok ciddi bir rantıda beraberinde getirdi. Yıllardır elektriği kaçak kullanan büyük bir kitle var. Uzun yıllardır bu bölgede Kaçak akaryakıttan tutunda, kaçak sigara, esrar, eroin, silah vb gibi getirisi çok yüksek olan ticari alanlar doğurulmuş. Başta aşiretler akabinde halk ciddi paralar kazanmış, ranttan istifade etmişlerdir.Devlet birgün çıkıp diyorki; Biz geldik, artık biz varız ve siz bu kazançlarınızdan vazgeçeceksiniz. Yıllardan beri oluşan bu boşluğu doldurmak isteyeceksiniz. Elbetteki bunun kabulü kolay olmayacak ve sorunlar yaşanacaktır. Lice olaylarıda, varlığını hissettirmeye çalışan devlet yapısına gözdağı, isyandır. Bakalım devlet şu içinden geçilen girdaplı dönemlerde her alana her isyana yetişebilecekmi? Hele birde bu işleri dışardan kaşıyan güçleri, dengeleride göz önüne alırsak çok kolay olmayacak gibi görünüyor. Bu haftaki olaylara bakış açım böyleydi, bir sonraki yazımda görüşmek dileğiyle hoşçakalın...
 

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar

ÖNE ÇIKAN GALERİLER

ÖNE ÇIKAN VİDEOLAR

Elazığ Fm 23, Radyo Hazar ve Radyo Kulüp dinle!

EDİTÖR SEÇİMİ

SON DAKİKA

Haber Scripti: Medya İnternet | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom