Türkiye'yi Neler Bekliyor...

Türkiye'yi Neler Bekliyor...

Türkiye herkesin malumudur ki olağanüstü bir süreçten geçiyor. Mantığımızı zorlayan sorunlar ve sıkıntılarla baş başayız. At izinin it izine karıştığı, doğruyla yanlışın ayırt edilemediği bir süreci hep birlikte yaşıyoruz. Ben bugün bu sürecin ülkemizin geleceğini nasıl şekillendireceği üzerinde durmak istiyorum. Sürecin ilk etki alanı yerel seçimler üzerinden yürüyecek.

Cemaat, AK Parti’nin gücünü kırabilmek için yerel seçimlerde medya ve nüfuzuyla hiç şüphesiz muhalefet partilerini destekleyecek bunda amaç muhalefeti yakın bulmasından ziyade düşmanımın düşmanı benim dostumdur mantığının hakim olmasıdır. Cemaat mücadele sürecini tek başına yürütmek istemeyerek muhalefeti de yanına almayı uygun gördü. Bu birlikteliğe CHP kayıtsız evet dese de, MHP mesafeli durmayı tercih etmiş durumda. CHP’nin son dönemlerde belgelerle beslendiği mecra Cemaat yapısından öte bir şey değildir.

Gülen Cemaati buradan yola çıkarak bu savaşta gücünün tesirini arttırmayı hedeflemiştir. Yaklaşık üç gün sonra yerel seçimlere gidilecek çok gerilimli bir atmosferde, provokasyonlara açık bir seçim olacağı her halinden aşikar, öyle zannediyorum ki seçimin arifesinde çok önemli bir tape yayınlanacak ve AK Parti’nin bunu lehine çevirmesine zaman tanınmayacaktır. Seçim günü birçok yerde skandal gelişmeler yaşanabilecek, seçimlere şaibe bulaştığı dillendirilecek ve seçimlere gölge düşürüldüğü ilan edilecektir. Özellikle büyük şehirlerde çok ciddi sorunlar yaşanabilir. Az oyla kaybedilen il ve ilçelerde seçimin tekrarı yapılıp oyların yeni baştan sayımı gündeme gelecek diye gözlemliyorum.

Cemaat medyası özellikle İstanbul ve Ankara'nın düşmesi muhalefetin eline geçmesi için var gücüyle mücadele ediyor sandık sayımının sonuna kadarda bu mücadeleye devam edecek gibi görünüyor. Seçim gecesi sansasyonel haberler yayınlar yapılacak olursa şaşırmamak gerekiyor. Tarafların ilan ettiği gibi bu seçim normal bir seçim değil. Herkes elindeki imkanları tümüyle seferber etmiş durumda. AK Parti bu seçimden zaferle çıkmak istiyor aksi takdirde çok şey kaybedecek. Her şeyden önce Başbakan varlık savaşında büyük bir yara alacak ve güç kaybına uğrayacak. Olası bir oy kaybında çevresindeki birçok kişi Başbakan'dan uzaklaşacak ve liderliğini tartışmaya açacak. Elinin altında bulundurduğu Yargı, TSK, Emniyet vs. kendi aleyhine dönebilir. Birçok milletvekili ve teşkilat mensupları toplu istifalarla gündeme gelebilir.

Şuan bu erklerin biat ettiği tek şey Başbakan'ın gücüdür. En yakınındaki insanlar bile aleyhte çalışmalar içine girebilir düşüncesindeyim. Gelişmelerin bu noktaya varmaması için Başbakan elinden gelen her şeyi yapıyor her yolu caiz sayıyor. Bana kalırsa bu seçim Başbakan'ın ve partisinin varlık veya yokluk savaşı olabilir. Tek çıkar yol oy kaybı yaşamayarak tekrar ezici bir üstünlükle çıkabilmesidir. Öte yandan ciddi oy kaybı olacak olursa muhalefet var gücüyle genel seçimlere kadar saldıracaktır. Açıkçası ben AK Parti'nin çok iyi bir netice almasının bile Türkiye'nin şu anki kaos sürecinden uzaklaşacağına inanmıyorum. 17 Aralıkla başlayan '' Yolsuzluk ve Rüşvet '' operasyonlarının muhalefeti evlerinde oturtacağı düşüncesinde değilim. Bu süreç hemen her dönem Başbakan'ın attığı her adımda karşısına çıkacağını ve bunun zaman zaman Gezi olaylarına benzer yollarla sokak olaylarına dönüşeceğini düşünüyorum. Muhalefeti şuan frenleyen tek şeyin seçimlerin nasıl neticeleneceğidir. Kısacası nabza göre şerbet verileceği kanaatindeyim.

Öyle zannediyorum ki oylarda ciddi düşüş yaşanırsa Abdullah Gül ve Arınç gibi isimler ülkenin daha fazla kaotik bir sürece sürüklenmemesi için partiyi devralmak ve Başbakan'ı ikna yolunu zorlayabilir. Başbakan'ın daha fazla puan ve imaj kaybına uğraması için bilinçli olarak sürece müdahil olmadıklarını düşünüyorum. Yerel seçimlerin hemen akabinde yeni bir partinin kurulacağını düşünüyorum. Bununda amacı kararsız dolaşan oyları '' Muhalefet yok, kime oy vereyim '' diyen liberal, demokrat, kısmen muhafazakar seçmenin oylarına angajman yapacak Cemaat patentli bir parti Türk siyasetine girecek. Bu yolla AK Partide % 3 veya %4’ lük bir dilimin kopması da sağlanmış olacaktır, diye düşünüyorum.

Öyle sanıyorum ki bu yapıya Ertuğrul Günay ve İdris Bal gibi isimler önderlik edecektir. Yaklaşık dört ay sonra olması beklenen Cumhurbaşkanlığı seçimi tamamen muallak bir durum. Sayın Başbakan'ın en büyük hedefi ve isteği buydu fakat öyle görünüyor ki kendi seçmeninden bile buna geçit alamayacak gibi görünüyor. Adı bu kadar skandalla anılırken Türk siyasetinin zirvesine oynaması pek mümkün görünmüyor gibi duruyor. Gidişatın vahametinin kendisi de farkında artık! Güneş balçıkla sıvanamıyor, mızrak çuvala sığdırılamıyor. Çok ciddi cephelerle savaş veriyor ve gün geçtikçe siyasetin çirkefliği kendisinde ve partisinde derin yaralar açıyor.

Bu durumda iki seçenek kalıyor ya her şeyi göze alarak Cumhurbaşkanlığına aday olacak ya da Başbakanlığa 4. döneminde önünü açarak Başbakanlığa devam edecek. Bana uygun gelen ise Türk siyasetinin hararetinin düşmesi için Başbakan'ın bir süre siyaseti uzaktan takip etmesidir. Aksi durumda sokakların ciddi manada karışacağını düşünüyorum. Türkiye'yi yakından ilgilendiren bir diğer husus hiç şüphesiz Suriye meselesidir. Maalesef bu politikamız iflas etmiş durumda ABD'nin 1 koy 3 al projesi Türkiye için tam manasıyla içinden çıkılması güç bir hal aldı. Önümüzdeki süreçte de ülkemiz için çok ciddi bir tehdit unsuru olabilir.

Türkiye'de işler daha da kötüleşecek hükümeti yıkmaya yönelik ciddi emareler gündeme düşecek olursa gündemi örtbas edebilmek suyun akışını değiştirmek için Suriye ile savaşa bile girebiliriz. Öyle sanıyorum ki; Başbakan, Suriye ile savaşın kaçınılmaz olduğu algısını yaratacak. Fakat şunu iyi bilmesi gerekiyor; içerde bu kadar sorun ve ciddi bir muhalif kitle varken böylesi bir maceraya girilmesi bizi bataklığa saplamaktan öteye geçmez. Hele ki sınırlarımız içerisinde 1 Milyona yakın Suriyeli varken. Bir diğer önemli gündem de; Güneydoğu Sorunu, yani Çözüm Süreci’dir. Şuan BDP ve PKK bu açılımla beraber altın çağlarını yaşıyor dersek herhalde mübalağa etmemiş oluruz. Bölge tamamen terör örgütüne bırakılmış, devlet sahadan çekilmiştir.

Olay gösterildiği üzere '' Anaların gözünün yaşı akmıyor, Şehit cenazeleri gelmiyor ''. Zafer kazanılmış edasından çok uzakta işleyiş göstermektedir. Her ne kadar bu algı oluşturulmaya çalışılsa da, Devlet OSLO görüşmeleriyle birçok vaat vermiş ve tabir yerindeyse PKK karşısında diz çökmüştür. Akıl almaz vicdan yaralayan söylemler havada uçuşmaktadır. BDP ve dolayısıyla uzantısı olan PKK Özerlik ve Öcalan'a özgürlük taleplerinin karşılanmaması durumunda her fırsatta halk isyanı ve iç savaşla iktidarı tehdit edecektir.

Maalesef bu açılım bölgedeki devletten yana tavır alan halkı da PKK saflarına itmiş durumdadır. Yazacak daha birçok olay var, lakin şimdilik bunlarla yetinmeyi uygun görüyorum. Ülkenin içinden geçmiş olduğu süreçte iyi şeyler kaleme almayı isterdim maalesef eldeki veriler bizi bu denli karanlık bir tablo çizmeye itiyor. Ümit ediyor ve diliyorum ki yaşayacaklarımız yazdıklarımın ters istikametinde vuku bulur. Çünkü yaşanacak her ne varsa mazlum halkın aleyhine olacaktır. Yine gariban vatandaş bedelini ödeyecektir. Bu temennilerle herkese hayırlı bir seçim diliyorum. Umarım kazanan patilerden ziyade, TÜRKİYE olur.

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar

ÖNE ÇIKAN GALERİLER

ÖNE ÇIKAN VİDEOLAR

Elazığ Fm 23, Radyo Hazar ve Radyo Kulüp dinle!

EDİTÖR SEÇİMİ

SON DAKİKA

Haber Scripti: Medya İnternet | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom