Pkk Sorunu Çözülmedi, Çözümsüzleşti!!

Pkk Sorunu Çözülmedi, Çözümsüzleşti!!

Yıl 1984, Pkk terör eylemlerine ilk defa bu tarihte Siirt'in Eruh ilçesinde başladı. Bu tarihten itibaren Kundaktaki bebekler dahil asker, polis, sivil vatandaş demeden katliamlar yaptı. Aradan tam 29 yıl geçti.  Ne hikmetse bu kanlı örgütün lideri, bir sabah uyandı örgütüne ve kitlesine ben artık kan akıtmak istemiyorum barış istiyorum dedi. Ne kadar anlamsız ve saçma duruyor değilmi?Peki hitap ettiği kitle bu anlam verilmesi güç yaklaşımı görünce  ona şunu sormadılar mı? Biz yıllarca kan döktük! Kendi kanımızı akıttık ne için? Madem sen günün birinde barış yapacaktın bizler yıllarca bu bedellere neden katlandık, Sebep neydi? 29 yıllık bu sürecin sonunda ne elde ettik. Ülke olmak hayalimiz vardı, topraklarımız olacaktı, Kürdistan'ı kuracak ve ülkemizi biz yönetecektik. Ne oldu bu hayallerimize? Sormazlar çünkü; Örgüt bunun bir masa başı oyunu olduğunun bilincinde. Pazarlıklar neticesinde bu noktaya gelindiğini çok iyi biliyor.

Hayallerinden vazgeçtiklerine inanmak aptallık yada daha masum ifadeyle saflıktır. Kimse o bedelleri boşuna ödemedi en başta bunu o kitle kabul etmez. Şimdi size yapılmak istenenleri ve pazarlıkları kendi bakış açımla nacizane yorumlamaya çalışayım; Önce size şunu sorayım Öcalan'ı biz mi yakaladık, yoksa Öcalan'ı bize teslim mi ettiler? Siyasetle az çok alakadar olan her insanın cevabı bize teslim ettiler olur. Evet doğru kahramanca anlattığımız Apo olayı Abd'nin bize kıyağıydı. Apo'nun teslimiyle Pkk siyasal sürece başladı  Abd ise bu yaptığıyla bizim o dönemki iktidarımızın takdirine mazhar oldu.Ülkemizin güvenini kazandı, nede olsa 100 yıllık müttefikimiz!! Belki biz yakaladık fikrini benimseyen okurlar vardır, onlarada 29 yıllık süreç içinde neden 1 tane üst düzey örgüt mensubunu etkisiz hale getirememişiz bu noktaya dikkat etmelerini istiyorum.Apo'yu yakalamamızı varın siz düşünün. Evet Öcalan bir pazarlıktı. Bugün neyin pazarlığı yapıldı? Müttefikimiz olan Abd'nin, Suriye politikası için Türkiye gerekliydi. Muhalifleri silahlandırma ve muhalif halkı Esed'e karşı ayakta tutma işi Türkiye'ye verildi. Abd ile ortağı İsrail'in büyük ortadoğu hayalini heralde bilmeyen yoktur. Suriye'nin düşecek olması onları bu hayale biraz daha yaklaştıracak. Asıl amaç Suriye'den ziyade İran ve orta vadede hiç şüphesiz Türkiye olacaktır. Abd, Türkiye'nin bu amaca hizmet etmesini sağlamak için Pkk kozunu öne sürdü, Sen bize Suriye'de yardım et bizde sana Pkk'yı verelim denildi. Yüzeysel olarak ülke çıkarlarımıza uygun düşüyor gibi görünüyor.

29 yıllık terör belasından kurtuluyoruz, Türkiye'nin büyümesinin önündeki en büyük engeli saf dışı bırakıyoruz. Gelgelelimki olay bu şekilde işlemedi, Eğer masada pazarlık ettiğiniz Abd ile İsrail ise dürüstlük bekleyemezsiniz. Onların tek amacı bir taşla bir kaç kuşu vurmaktır, nitekim böylede oldu. Bizimle ayrı pazarlık, Pkk ile ayrı masada farklı pazarlık yapıldı. Bize Pkk pasifize olacak vaadini veren müttefikimiz, Pkk'ya ise bu barış!! sürecini iyi değerlendirin fırsata dönüştürün denildi. Bunu en güzel doğrulayan, resmi ağız diyebileceğimiz Akparti Diyarbakır milletvekili Galip Ensarioğlu '' Barış süreci başladığı andan itibaren 2500 kişi dağa çıkmıştır'' diyerek tescilledi. Bu onun söylediği rakam, sağlam veriler ise bu sayının 7000 civarında olduğunu söylüyor. Barış varsa bu insanlar dağa ne için çıkıyor? Barışı kutlamak için eğlence varda onun içinmi çıkıyor!? Barış oldu lakin gelin görün ki Kck tim kuruyor, yol kesiyor, haraç topluyor buranın güvenliğinden Kürdistan şehir yapılanması sorumludur diyor. Örgüt propagandası yapılmak için, örgüte üye kazandırmak için festival tertipleniyor asker polis sokulmuyor. Bu ne lahana bu ne turşu. İddaa ediyorum örgüt tarhinin hiçbir döneminde bu kadar rahat örgütlenme kolaylığı bulamamıştır. Kürdistan hayalini taşıyan bölge halkı, hiçbir zaman kendini hedefe bu kadar yakın hissetmemiştir. Bu süreç Pkk'yı zayıflatmamış aksine daha güçlü yapmıştır. Silahlı mücadele döneminde Kürdistan'ın hayalden öte bişey olmadığını içsel olarak düşünen halk son Nevruz kutlamalarıyla hayallerine çok yakın olduklarını hissetmişlerdir. Bu kadar taviz verildikten sonra nasıl bu halka ve örgüte bunlar hayal ürünüdür diyeceksiniz. Ayağa kaldırdığınız bu kitleyi nasıl birşey yokmuş gibi yerine oturtacaksınız. Devlet ben bu sorunu tanıyorum diyerek muhatap almışken gelinen noktadan nasıl çark edebilecek? Silahlı mücadele tekrar başlayacak olursa, devlet hangi argümanları bahane ederek silah kullanacak? Bölge insanı siz bizi haklı görüp taleplerimizi karşılayacağınızı vadetmişken neden silah kullanıyorsunuz demeyecekmi? Nevruz örneği varken Apo'nun posterlerine bayraklarına nasıl yasaklama getireceksiniz merak ediyorum.

Gezi olayları bir iç savaş provasıydı, çok şükür  küçük kayıplarla atlatıldı. Bdp  isteklerinin karşılanmadığını bahane ederek '' Geziyi doğuda başlatırız'' gözdağıyla yaklaşacak olurlarsa! İktidar yaşanabilecekleri göze alabilirlermi? Heralde bölgeler arası eylemci profilini anlatmama gerek yoktur. Ne ifade etmek istediğim anlaşılmıştır.Helede, Şehitlerin ruhu incitilmişken askeri ve polisi o halkın karşına eski milli duygularla çıkarmanın çok zor olduğunu en az yetkililerde benim  kadar iyi biliyor. Bana kalırsa bu gidişin sonu hayra çıkmayacak. '' Şehit haberleri gelmiyor, kan akmıyor'' diyerek sürecin doğru işlediğini, kaygılarımızda haksız olduğumuzu söyleyen insanlara denk gelmiyor değiliz. O kimselere şunu söylemek istiyorum bu barış gerçek barış, kalıcı barış değil. Barış dururken kan akmasını istemek kan emicilikten başka birşey değildir. Aklı selim vatanını seven hiçbir kimsede böyle birşey istemez. Gelinen nokta sizi kan dökmeye şehit vermeye mecbur kılıyorsa duygusal yaklaşamazsınız. Ülke bütünlüğünüzün tehlikeye düştüğü noktalarda bunu taviz vererek barışçıl yöntemlerle çözemezsiniz. Dünyanın hangi ülkesine bakarsanız bakın, toprak bütünlüğüne kastedilecek bir durumda bedeli ve gereği neyse onu uygular. Böyle olmasaydı Çanakkale savaşında 400 bin insanımız neden şehadete yürüdü? Kan akmaması için, o insanların şehadete yürümemesi için topraklarımızı verebilirdik, dolayısıyla kan akmamış olurdu. Esaret, tutsaklık bugünki silahlı mücadeleden daha kötüdür. Bunu görmek için Filisitin'e bakın, Irak neler yaşadı hatırlayın. Söz konusu Kürdistan'da değil, asıl amaç böl parçala yut taktidiğidir. Suriye düşerse sıra İran'a gelecek, eninde sonunda bu bölgede namlular Türkiye'ye dönecektir. Pkk bu taktiğin piyonudur.

Başbakan bu sürece çok iyimser yaklaştı, lakin masaya oturduğu kimseler, bebek katilleri ve kan emici Abd ile İsrail. Bunların olduğu masadan dostluk barış çıkmaz. Çıkacak tek şey ayak oyunu  yine kandır. Sözü çokta uzatmadan satırlarıma son vereyim. Umarım yaşanılacaklar beni haksız çıkarır ama ipuçları beni doğrular nitelikte duruyor. Bu sorunu çözelim derken çözümsüzlüğün başına geldik diye düşünüyorum.

Hoşçakalınız..                                                                                                    

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar

ÖNE ÇIKAN GALERİLER

ÖNE ÇIKAN VİDEOLAR

Elazığ Fm 23, Radyo Hazar ve Radyo Kulüp dinle!

EDİTÖR SEÇİMİ

SON DAKİKA

Haber Scripti: Medya İnternet | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom