Hizmet lakırdıyla gelmez beyler

Hizmet lakırdıyla gelmez beyler

Adamın biri bir toplumda çok yüksek perdeden ahlanıp vahlanıp feveran ediyormuş. Zatın bu halini görenler hayrola doluptamı taştın bu kadar demişler, adamda cevap vermiş; ''Benimki dolup taşmak değil, kaynayıp taşmak demiş'' Sanırım benimde bugünkü yazım kaynayıp taşma mukabilinde olacak. 34 yaşındayım ve ömrümün tamamını askerlik hariç bu ilde geçirdim. İşlerim gereği Elazığ'da hemen her ortamda, cemiyetde,  meclisde bulundum. Eş, dost sohbetlerine şahitlik ettim. Bu topluluklarda, sohbete başladığınız anın 3-5 dakika sonrası söz döner dolaşır memleket meselelerine gelir. Kelimeler, cümleler hep aynıdır değişmez. '' Bu memleketten hiçbirşey olmaz, bu memleketten siyasetçi çıkmaz, devletten, iktidardan bize fayda gelmez, vekillerimiz işe yaramaz, yolsuzluk diz boyu gören yok, sahipsiz şehir, Malatya bizi 3'e katlar, Bingöl bizi yakında sollar'' vs. Bu söylemlere sizlerde herhalde onlarcasını ekleyebilirsiniz. Hep suçlu başkalarıdır. Nasılki Türkiye'de oynanan her türlü oyunu Abd ve İsrail'e ihale ederiz, Elazığ'la alakalı sorunları ise devlete,iktidarlara, vekillere, ilin belediye başkanına hatta bazan işi daha ileri götürüp, Malatya milletvekili Öznur Çalık hanımefendiye kadar bağlarız. Elazığ'a gelecek tüm yatırımlara engel koyan, yatırımları Malatya'ya kaydıran, Malatya'nın hakkını Elazığ'a yedirmeyen bu hanımdır. Doğruluk payı varmıdır? Muhakkak kısmen vardır. Eğer bu bayanda böylesi bir potansiyel varsa ne mutlu ona, ne mutlu Malatya'ya, iyi bir siyasetçi çıkarmış.

Malesef bu dost sohbetlerinde hiç kimsenin suçu üzerine aldığını görmedim. Özeleştiride bulunduğunu gözlemleyemedim. Olaylara bakışımız devlet ve hükümet buraya üvey evlat muamelesi yapmış noktasındadır. Varsa böylesi bir durum bunun sebebi ne? İlimiz geçmişte ve günümüzde  devletinin yanında yer almış, bayrağına, vatanına, milli mukaddesatlara saygısını sevgisini hiç eksik etmemiştir. Durum böyleyken devlet neden üvey evlat muamelesi yapsın? İktidarların adaletsiz hizmet politikası olmamışmıdır ilimize, kesinlikle olmuştur bu aşikardır!  Anlayabilmek için yakın çevre illere bakmak kafi gelecektir. Lakin bu haksız dağılımın temelinde bizim duruşumuz yatıyor. Bugün elimden geldiğince bu konuya değinmeye çalışacam.  Bence hatayı yanlış yerde arıyoruz. Bizim sıkıntılarımızın temeli ne devlete bağlıdır, nede iktidarlara. Bu ilin en büyük sorunu kendi insanlarıdır. Bunu söylemek acı ve kabul edilir değil biliyorum ama yıllarca özeleştiri yapıp kendi adımıza kral çıplak diyemediğimiz için bu durumdayız. Nedenlerine gelecek olursak. Başlangıcı hemen bir atasözü ve hadisle açayım. Bir atasözü derki '' At sahibine göre kişner'' bir hadis ise derki '' Bir topluluk layık olduğu şekilde idare edilir'' Yıllardır hep seçilmişlerden ve atanmışlardan şikayet eder dururuz. Soruyorum size vekilleri kim seçer? Sen, ben, o!! Kim şikayet eder? Sen, ben, o!! Bu vekiller nerden çıkar bizim içimizden, yani bizim insanlarımız. Hem seç, hem şikayet et buna hakkımız varmı? Bence yok. Geçtiğimiz yerel seçimlerde Şanlıurfa çok ilginç bir seçime ev sahipliği yaptı. Fakhı baba ismini herkes duymuştur. Fakhı baba Urfa Belediye başkanıdır. Akparti bu kişiyi aday göstermedi ve bu kişi buna rağmen çok büyük risk alarak bağımsız  aday oldu. Urfa halkı geçmişte yapmış olduğu çalışmaları çok beğendiği için Fakhı baba'yı Akpartiye ezdirmedi. Başbakan gibi karizmatik bir lidere karşı, Fakhı babadan yana tavır koydu. Çünkü; Urfa onunla hizmete doydu, halkta vefasını sandıkta gösterdi. İşte doğru seçmen budur. Bizde nasıldır işleyiş, benim adamım olsun oğlumun tayinini yapar, kızımı işe koyar, bahçemin yolunu yapar, gidip rahatlıkla kapısını çalar çayını içerim. Komik ama gerçek budur.Böylesi beklentilerle tercih yapılırsa ile hizmet yapılırmı siz karar verin. Gelelim yanlışlıklar karşısındaki sükunet halimize. Belediyeden şikayet ederizde ederiz, bir bardak çayda en az 1000 kelime sıralarız. İş hak aramaya, sorgulamaya geldiğinde kim bu göreve talip olur, rol üstlenir? Duyan bilen beri gelsin. Sayısını bilmediğim kadar stk ( Sivil tolum kuruluşu) vardır, ne açıklama yapanı gördüm ne eleştireni, sus pus otururlar. En güzel yaptıkları şey, ziyaretlerdir, bayram, kandil mesajlarıdır, Şehit kınamalarıdır.Ekran sevdaları çok büyüktür, vitrinde olma fırsatı kollarlar. Etliye sütlüye dokunmazlar. Çünkü onlarında ikbal beklentileri, kaygıları vardır. Tayin bekleyen, iş bekleyen hısım akrabaları vardır.İş yapacak kapılarla iyi geçinmelidirler. Öyleya herşey getiri ve beklenti üzerinedir. Kim bunları eleştirir, sorgular gerçek görevlerini icra etmeye yönlendirir.Kimse! Öyleya günah keçisini bulmuşuz Devlet! Gelelim ticaretimize ''Allah kimseyi sanayiye düşürmesin, bizimkiler iş bilmiyor, işten anlayan yok, ben arabamı zaten burda yaptırmıyorum, burda 10 liraya aldığımı dışarda 3 liraya aldım'' sırala sıralayabildiğin kadar. Kim bu esnaflar, nerden gelmişler. Uzaydan inmediklerine eminim bizim insanlarımız bunlar.Varsa yapılan yanlış, yapan ya benim kardeşim,ya senin amcanoğlu, yada ötekinin dayısı. Sorun varsa yine bizde başkasında değil. Kayseri, Gaziantep gibi şehirlerin gelişmişliğinde ilin esnaf ve tüccarlarının rolü çok büyüktür. Gelişmenin lokomotifi o illerin sanayisi ve müteşebbisleri olmuştur. Neden çok ortaklı büyük şirketlerimiz, markalarımız yok kendimize bir soralım. Atanmışlar konusu başlı başına bir sorundur. Gelen hiç kimse beğenimize mazhar olmaz. Tüm stajyerlerin ana eğitim üssüdür ilimiz. İyide iş yapan ehil hemşehrilerimize haksızlık yapıldığında görev yerleri değiştirildiğinde, görevden alındığında niye tepki sesi  çıkmaz. Fakhı baba örneğinde olduğu gibi arkasında durulmaz. Yetişen değerlerimize sahip çıkılmaz? Aslında yaparızda, dert edinirizde malesef çay sohbetleriyle kısıtlı kalır. Bu ve buna benzer kalıpların dışına taşıp, toplumsal tepki mekanizmaları oluşturmayı, hak talep etmeyi bilmeliyiz. Çay ocaklarında ne vatan kurtarılmıştır nede memleket, ben duymadım. Artık çay ocağı sohbet kültürü değişmeli. Hakkı hakkaniyeti söyleyecek insanlar bir araya gelip teşkilatlanmalı, toplumsal refleksler işletilmeli, aksi durumda bu ile çok yazık olacak. Her geçen gün geriye gidiyoruz. Bunu görebilmek için diğer illeri gezmemiz yeterli. Elazığ'ın 10 yılı kayboldu deniyor, bana kalırsa önümüzdeki 10 yılıda borçlanma ve yanlış politikalardan dolayı gitmiştir. Eğer bu ile sahip çıkmak istiyorsak, vefa göstermek istiyorsak, önce özeleştiri yapmalıyız. Belki ucu bizlere dokunduğu için gerçekleri kabullenmek zor olacak ama artık doğruları konuşmamız gerekiyor. Yanlışlarımızla yüzleşmediğimiz sürece mesafe katetmemiz  çok zor olacak. Batı gelişiyor çünkü hak talebinde bulunmayı biliyorlar. Diyarbakır ili yatırım alıyor çünkü istemeyi biliyor. Bingöl, Malatya alıyor çünkü işbilir siyasetçiler çıkardılar. Kötü gidiş kronikleşip kaderimiz olmadan kendimize çeki düzen vermeliyiz. El ovuşturularak, verilene razı gelmekle büyük şehir hayali gerçekleşmez.  Özellikle yeni nesil genç kardeşlerimize çok iş düşüyor. Bir araya gelip dernekler kurup olumlu faaliyetler yürütüp, şehrin kaderine tesir etmede pay sahibi olmaları gerekmektedir. Gençler daha idealistlerdir ve bu şehrin geleceğinin gerçek sahibi onlardır. İnşallah cesaret ve akıllarını gençlik heyecanlarıyla birleştirip bu ile hizmet etmeyi şiar edinirler. Aksi durumda yaşanılır bir şehir bulamayacaklar. Yazacak çok şey var ama uzatıp sizi sıkmak istemiyorum. Umarım bu serzenişleri çok görmezsiniz, sağlıklı, huzurlu günler diliyorum.

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar

ÖNE ÇIKAN GALERİLER

ÖNE ÇIKAN VİDEOLAR

Elazığ Fm 23, Radyo Hazar ve Radyo Kulüp dinle!

EDİTÖR SEÇİMİ

SON DAKİKA

Haber Scripti: Medya İnternet | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom