Rant, Peşkeş, Siyaset, Kul hakkı

Rant,  Peşkeş, Siyaset, Kul hakkı
Başlığa bakınca bugünkü konumuzun yelpazesinin ne denli geniş ve ne denli birbiriyle girift konular olduğu hakkında hemen fikir sahibi olmuşsunuzdur.
 
Birbirinden çok bağımsız, uzak olması gerekirken malesef günümüzde o kadar iç içe geçmişki, neredeyse yekpare tam vücut olmuş durumda. Ülkemizin ekonomisi, yaşadığımız şu dönemde bizleri üreten toplum olmaktan ziyade tüketen bir toplum olmaya itti. İnsanlardaki para ve madde hırsı tüm etik ilke ve değerlerin yıkılmasını beraberinde getirdi. Öyleki para uğruna yapılan herşey mübah sayılır hale geldi. 
     
Hatırlarsanız çok değil bundan 20 yıl kadar önce küçücük evlere  15-20 kişi sığardık, bu kalabalıklarla sofra paylaşır hatta misafir bile ağırlardık. O dönemlerde küçük evlere sığabilirken, şimdi 2-3 kişi kocaman evlere sığamaz olduk. Evleri,arabaları hayatımızı beğenmez hale geldik. Geçmişte üretim vardı, tarlalar, bağlar, bahçeler, sanayi, ticarethaneler işler üretim yapar durumdaydı. Tüketim ise bu boyutlarda olmadığından geçim derdi yaşayan ailelere pek rastlanmazdı. Şükür, kanaat, aza rıza gösterme ve herşeyden önemlisi kazancı helalde arama vardı. Şimdilerde ise doyumsuz olduk, hiçbirşey bizi tatmin vede mutlu etmiyor. Çünkü kazançlarımıza haram girdi. Sorun, aslında aç insanların karnını doyuramamak değil, zenginlerin gözünü doyuramamak. Helaldeki bereketi bilmez olduk, Güzel bir söz vardır '' Helalin zerresi haramın dağına bedeldir'' diye malesef sadece kuru bir sözden başka anlam ifade etmez duruma gelmiş. Helalden kazanç arayan insan mumla aranır dersek herhalde mübalağa etmemiş oluruz. Hemen her evde, ev halkı nüfusunca cep telefonu var, her odada mutfakta televizyonlar mevcut.Gardroplarda sınırsız kıyafet, yemek beğenmemek dahası ve fazlası, tüketmek adına ne ararsanız var. 20 yılda inanılmaz bir değişim yaşadık toplum olarak, kelpiçten yapılı evlerden bu hayatlara geçiş yaptık. Haliyle bu harcamaları normal maaş ve kazançla yapmak pek mümkün olmuyor tabi. 
       
Koşullar böyle oluncada insanlar lüks yaşamlarından taviz vermemek için akla gelen her yola başvuruyor.Çalıp çırpmak insanların mecburiyeti oluyor. Bu isteklerin gerçekleşmesine en çokta devlet kamu kurumları aracı, zemin oluyor. Sağolsun bu mercilerde imkanlarını kendilerine yakın gördükleri, göbek bağı olanlardan hiç esirgemiyor. Kesenin ağzını açtıkça açıyor. Bahsettiğim bu olaylar o kadar aşikar hal aldıki Camii imamı bile kayıtsız kalamayarak rutin cuma hutbesinin dışına kayarak durumun vehametine temas ediyor. Çünkü durum temas edilmeden geçilecek bir hal almaktan çok öteye geçti.
        
Oldum olası kan emici, öksüz, yetim hakkı yemeyi meslek edinen bu zevatları, ya çok cahil, ya çok cesur, yada çok ahmak bulmuşumdur. Yediği kul haklarının kendinden olmasa bile aile bireylerinden çıkacağını bildiği halde bunlara meyledenleri başka nasıl tarif edebilirsinizki!? Ne diyordu atasözü '' Alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste'' Belki atasözü bu bahsettiğim insanların vicdanında tesir bulmaz düşüncesiyle Yüce Yaratıcının bir bahsini yazayım. '' Bana her türlü günahla geliniz ama kul hakkıyla gelmeyiniz'' Cümledende anlaşılacağı üzere kul hakkı yemenin ne denli büyük bir vebal olduğunu görüyorsunuz.
     
Buradan hareketle acaba bu kimseler soydukları ülkenin veya memleketin insanlarından dünya gözüyle nasıl helallik alacaklar, rızalarını nasıl kazanacaklar? Acaba akıllarına geliyormudur diye merak etmiyor değilim.Belkide biraz daha çalayım 50 yaşına gelincede Hacca gider af diler Allah'ın rahmetine sığınırım diye düşünüyorlardır. Bunların aklından herşey beklenir. Çalacak kadar alçalan bunu düşünecek kadarda alçaktır.  Bilmiyorlarmı ki; Mazlumun bedduası arşı titretir! Bilmiyorlarmı ki; Hastanın, fakirin,mazlumun bedduasıyla Allah'ın arasında perde yok!  Bu mal, mülk hırsı neyin gereği anlayabilmiş değilim. Akıbetlerinin hayra tecelli etmeyeceğini çevrelerinde hiçmi görüp yaşamamışlar! Oysaki hayat bunun ibretlik hikayeleriyle dolu. 
     
Birde bu vebale dolaylı ortak olmak varki, oda en az bu durum kadar vahimdir. Görüp ses etmemek, müdahelede bulunmamak, işin bir ucundan tutmak. Bilmelidirlerki onlarında eli bu kire bulaşmıştır. En az yapan kadar suçludurlar. Allah'ın gazabından onlarada eminim pay çıkacaktır. İnanmış iman eden bir insan, kendi çıkarlarını toplum çıkarlarından üstün tutmaz. Zalime zulme kayıtsız kalmaz. Ama malesefki bir parça ekmek için şerefinide değerlerinide hiçe sayan çok insan var. 
    
Ya hukuk nezdinde bu kimseleri püri pak hale getirip temize çıkarmalara ne diyelim. Derler ya; '' Et kokarsa tuz gerek, tuz kokarsa ne gerek'' Suçlulara hak ettiği cezayı vermesi gerekirken onları hukuken aklamak hangi hukuğun ilkesi? Bu toplum vicdanını yaralamazmı? Cezada caydırıcılık esas olmalıyken, verilen cezalarla suça davetiye çıkarmak ne derece doğru varın siz karar verin. Siyaset dengeleri uğruna bunlar yapılmamalı, bu vebal göze alınacak bir vebal değildir. Bahsi geçen tüyü bitmemiş yetim hakkıdır. Yarın birgün bunun açıklamasını ne kendilerine nede çocuklarına yapamazlar. Adalet terazisi makamların adına göre tartmamalı. Bozulan düzenden şikayete hakkımız olmaz. Hukuk siyasetin dışında olmalı, gelen baskılar karşısında duruşundan ödün vermemeli diye düşünüyorum. 
 
Toparlayacak olursam; Artık herşey o kadar basite indirgenmiş ve hazmı kolay duruma getirilmişki, insanların madde karşısında gözden çıkarmayacağı değer kalmamış. Allah ıslah etsin demekten başka elden birşey gelmiyor. Ama bilmelilerki aldıkları ah'lar, beddualar er yada geç ateşten gömlek olup canlarına yapışacaktır. Her kimde bilip, kollayıp sessiz kalıyorsa kötü son onlarıda bekliyor olacak. Değmez!! Hoşçakalınız..
 
Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar

ÖNE ÇIKAN GALERİLER

ÖNE ÇIKAN VİDEOLAR

Elazığ Fm 23, Radyo Hazar ve Radyo Kulüp dinle!

EDİTÖR SEÇİMİ

SON DAKİKA

Haber Scripti: Medya İnternet | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom