Çekirgenin inadı…

Çekirgenin inadı…
Sivas maçını kaybederek ligdeki ilk iç saha yenilgimizde maalesef aldık. Hafta içi oynanan kupa maçını bir prova olarak olarak değerlendirirsek şayet, bu provadan Sollied’in hiç ders almadığını ne yazık ki Sivas maçında gördük…
   Konya, Karabük maçlarında verdiğimiz gol pozisyonlarından daha az pozisyon versekte bu kez şans bizim yanımızda değildi ve neredeyse Sivas her üzerimize geldiği pozisyonu gol yaptı…
   Bu sonuç sürpriz miydi?  tabiî ki değildi. Haftalardır takımın savunmasında sorun olduğunu, orta alanda sorun yaşandığını hep dile getirmiştik. Ne yazık ki bu görülen sorunlar zamanla görülüp düzeltilir diye umarken ne yazık ki bu yanlışlara devam edildi ve akabinde de içerde yediğimiz dört gol ve giden üç puan bize kar kaldı. Kısaca çekirge bir sıçradı, iki sıçradı ve sonuçta kaçınılmaz son gerçekleşti…
   Şu kaybettiğimiz maçtan sonra biz demiştik falan, yazmak inanın insana zül geliyor ama yazmadan da olmuyor işte. Peki, bu maçtan ders alınır mı derseniz bence biraz zor. Eğer ders alınsaydı, hafta içi oynanan Ankara Demirspor maçındaki verilerden ders alınırdı. Bu maçta, bİlicanın bilinen oyunu, Çağların sol bekteki performansını gören her insan, işte bu adamın en iyi olduğu yer burası bu pozisyonda takıma katacakları daha fazla olur. Ve savunmada yaşadığımız sorunlara bu diziliş (belki) çözüm olur diye düşünmüştük. İveşa ve Adem de, adeta biz bu takımda oynarız ve bu takıma bir şeylerde katarız diye sahada deyim yerindeyse bas, bas bağırdılar. İyi bir profesyonel olduğunu bildiğimiz,Bilicanın da kaç haftadır oynamamış olmasına rağmen formda görüntüsü, gerçekten yaşadığımız sorunları minimize etmek için Solliede sunulmuş bir fırsattı. Fakat Sollied bu fırsatı değerlendiremedi ve kendi ayağına sıktı…
   Hocamız ne düşünüyor ne planlıyor gerçekten ben anlayamıyorum. Bazı oyunculara karşı önyargılı diyeceğim ama hocamızın geldiği Norveç kültüründe önyargıya yer olmadığı bir gerçekken, bu tercihleri anlamakta ve adlandırmakta inanın yetersiz kalıyorum…
   Maçın analizini yapmak gerekirse, Carlosun, Sivas’ı baskın basanındır anlayışıyla maçın ilk 30 dakikası yüksek bir tempo koyarak bunun sonucunda 2 gol buldu ve ilk devranin son bölümünde de oyunu rölantiye alarak soyunma odasına 2-0’ la girdi… 
   İkinci yarı başladığında da rollerin değiştiğini gördük ve bu kez yüksek tempoyu koyan biz olduk ve yine bunun sonucunda 2 golde biz bulduk. Bu tempoyu 90. dakikaya kadar sürdüremeyince, Üçüncü golü ararken de savunmada kaçınılmaz olarak açıklar verdik ve giden gelen maçın sonucunda da sahadan yenik ayrılan biz olduk. Daha önceleri de değindiğim gibi “Rus ruleti sisteminde” tabanca 4 kez Sivas lehine 2 kez de bizim lehimize patladı, ikinci penaltımızda da maalesef silah tutukluk yaptı…
   Maçta göze çarpan bir detayda, önceki maçlarda kenar yönetiminin oyuna müdahale etmediğinden şikâyetçiydik( Bazıları bu müdahaleyi, kenarda parende atmak, amuda kalmak anlamında anlamış olsalar da) bu maçta da tem tersi oldu kulübedeki her kes oyuna müdahale etti, oyuncularla, hakemlerle konuşuldu. Kısaca kulübede tam bir (olmaması gereken) curcuna yaşandı. İnşallah ileriki maçlarda bunun ortasını buluruz, her kafadan bir ses çıkmaz…
   Benim beklentim, 10-12 haftaya kalmadan hocanın inadından vaz geçerek takımda bazı rotasyonlar yapması ve her ne sistem planlıyorsa onu bu aşamada bunu hayata geçiremediğini görmesi ve oyuncu yapımıza uygun bir sistemi çok geç olmadan sahaya yansıtmasıdır…
   Daha öncede transfer politikamızın geçen yıldan daha olumlu olduğunu yazmıştık. Bu politikanın, geçen yılki artılarımızla yeni katılacaklarla harmanlanarak daha iyi bir takım oluşturulabilinir diye düşünmüştük. Ama gördüğümüz hocamızın geçen yılki kazanımlarımızı görmezden geldiğidir. Değişim adına, öncekileri reddetmek, yok saymak dereyi geçerken at değiştirmeye benzer ve içinde ciddi riskler taşır bu bağlamda hocadan beklentimiz geç olmadan doğru bir sentez yaparak yol yakınken bunu görmesi, değerlendirmesi ve sahaya yansıtmasıdır. Bu aşama da, başka bir seçeneğimizde yoktur…
   Burada inisiyatif alması gerekenlerde, faturanın kendilerine kesileceğinin farkında olması gerekenlerdir. Daha önemlisi de kulübümüzün yaşaması için sportif başarılara da ihtiyacımızın olduğunu sn hocamızın anlaması gerekir. Hocamızın anlaması gereken bir diğer durumda Elazığsporun bir izci obası olmadığı ve futbolcularında yavrukurt olmadığı gerçeği olmalıdır…
  Son olarak, her ne kadar takımımızın şampiyonlar ligine katılması zor görünse de, elimizdeki potansiyelin doğru yönetilmesiyle ligde rahatlıkla kalabilecek bir takım olduğudur. Korkulu rüya yaşamamak içinde öncelikle ayakların yere sağlam basılması gerekir. Kendi gerçeklerimizle inatlaşmamakta geleceğe umutla bakmamız için öncelikle yapılması gerekendir bence….
Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar

ÖNE ÇIKAN GALERİLER

ÖNE ÇIKAN VİDEOLAR

Elazığ Fm 23, Radyo Hazar ve Radyo Kulüp dinle!

EDİTÖR SEÇİMİ

SON DAKİKA

Haber Scripti: Medya İnternet | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom